Cilt bakımı ve güzellik sitesi !

Cilt bakımı ve güzellik sitesi !

Bulundugunuz yer ‘Çocuk’ Kategorisi

Tem
01

Soya doğurganlığı kötü etkiliyor!

Kategorisi Çocuk

Soya fasulyesinin içinde bulunan “genistein” adlı bir maddenin spermlerin yumurtayı döllemesini engellediği belirtildi.

İngiltere’de King’s College’de Üretim Biyolojisi alanında çalışmalar yapan Prof. Dr. Lynn Fraser, çocuk sahibi olmak isteyen ve hamile kalmaya çalışan kadınları soya ve yan ürünleri konusunda uyardı.

Bu durumdaki kadınların soya sosu, soya sütü ve benzeri ürünler tüketmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Fraser, bu ürünlerin kadının doğurganlığını olumsuz etkilediğini kaydetti.

Soya fasulyesinin içinde bulunan “genistein” adlı bir maddenin spermlerin yumurtayı döllemesini engellediğini belirten Prof. Dr. Fraser, deneyleri sırasında insan spermlerinin küçük dozda genistein maddesi içinde bir saat bekletildiklerinde, yumurtaya girmelerini sağlayan başlıklarını kaybettiklerini tespit ettiğini bildirdi.

Bu nedenle anne olmak isteyen kadınlara, tofu ve benzeri Uzakdoğu mutfağının temelini oluşturan besinlerden uzak durulması tavsiyesinde bulunan Prof. Dr. Lynn Fraser, özellikle de hamile kalma olasılığının arttığı dönemlerde soya tüketmemeleri gerektiğini önerdi.

Haz
24

Çalışan anneler açığı kapatıyor!

Kategorisi Çocuk

Çocuklarına yeterince zaman ayıramayan çalışan annelerin bunu telafi etmeyi bildiği ortaya çıktı.

ABD’de yapılan bir araştırmada, çalışan annelerin çocuklarına harcadıkları zamanın niceliği değil, niteliğinin önemli olduğu belirlendi. Çalışmayan annelerin çocuklarına çalışan annelerden sadece 1.5 saat fazla zaman ayırdıkları tesbit edildi. Öte yandan bir başka araştırmada da anneleri çalışan çocuklar ile çalışmayanlar arasında belirgin bir sosyal ve entelektüel fark bulunmadığı gözlendi.

Çalışan annelerin, çalışmayanlara oranla eksik kalan zamanı ev işlerinden feragat ederek tamamladıklarını tespit eden bilim adamları, çocuğun sosyal ve entelektüel gelişimi için, anne ile çocuk arasındaki ilişkinin niteliğinin, çocukla geçirilen süreden daha büyük etkisi ve önemi olduğunu belirtiyorlar.

ABD’nin Houston ve Texas üniversitelerinde görevli öğretim üyesi Stacey Rosenkrantz Aronson liderliğinde bir ekip tarafından yürütülen araştırmada, 7 ve 8 aylık bebekleri olan 1053 anne, tuttukları günlükler ve 3 yaşına basıncaya kadar çocuklar gözlemlendi.

SADECE 1.5 SAAT FARK
Bilim adamları, çalışan annelerin bir işgünü ile çalışmadıkları iki ayrı 24 saati incelediklerinde, çalışmayan annelerin çocuklarına çalışan annelerden sadece 1.5 saat fazla zaman ayırdıklarını belirledi.

Araştırmayı yapan bilim adamları, bir çocuğa ayrılan toplam zamanın en büyük belirleyicisinin, evde bir başka çocuk olup olmadığına bağlı olduğuna işaret ederek, çalışan annelerin ev işlerinden feragat ettiklerini ve özellikle hafta sonları çocuklarına hobi ve sosyal faaliyetler için daha fazla zaman ayırdıklarını kaydettiler.

ÇOCUKLAR ARASINDA BELİRGİN FARK YOK
ABD’de yapılan bir başka araştırmada da anneleri çalışan çocuklar ile çalışmayanlar arasında belirgin bir sosyal ve entelektüel fark bulunmadığı tespit edildi.

12 bin 600 kişinin katıldığı araştırmada, anneleri uzun saatler çalışan çocukların sözlü ifade ve eğitim gelişiminde, anneleri çalışmayan çocuklara oranla biraz daha düşük notlar almalarına karşın,bu farkın zaman içinde kapandığı belirlendi.

Haz
09

Sigara bebekte zayıf doğum nedeni!

Kategorisi Çocuk

Selçuk Üniversitesi’nde (SÜ) yapılan bir araştırmada, hamilelik döneminde sigara içen annelerin bebeklerinin yüzde 23’ünün, normalden daha zayıf olarak dünyaya geldiği ortaya çıktı.

Prof. Dr. Selma Çivi, “araştırmamızda hamilelikte içilen sigaranın, her çocuktan ortalama 130 gram aldığını tespit ettik” dedi.

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Selma Çivi, insan vücuduna birçok zararı olduğu bilinen sigaranın, erkeklerin yanı sıra hamile kadınlar ve anne karnındaki bebekleri için de büyük zararları olabileceğini söyledi. Sigaranın, hamile kadınların çocukları üzerinde ne derece etki yaptığını ortaya çıkarmak için bir araştırma yaptıklarını ifade eden Çivi, söz konusu araştırmanın, SÜ Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Doğum ve Hastalıkları Kliniği’ne gelen 600 hamile kadın ve bebekleri üzerinde gerçekleştirildiğini söyledi. Araştırmada, gönüllü hamile kadınlara sigara alışkanlıkları, sigara içme sıklıkları gibi konularda toplam 64 soru yönelttiklerini vurgulayan Çivi, şunları kaydetti:

“Doğumdan sonra, mülakat sonuçlarıyla, yeni doğan bebeklerin fiziksel özellikleri ve sağlık durumlarına ilişkin veriler karşılaştırıldı. Yaklaşık 6 ay süren çalışma sonrasında, hamile kadınların yüzde 7.3’ünün gebeliğin herhangi bir döneminde, yüzde 2.5’inin de gebelik süresince devamlı sigara içtiğini tespit ettik. Buyüzde 2.5 sigara içen grubun yüzde 81.8’inin de kocalarının, hamilelikdöneminde eşinin bulunduğu kapalı ortamda sigara içtiği ortaya çıktı. Buradan da görüleceği gibi hamile kadınlarda sigara içme oranları küçümsenmeyecek kadar yüksek. Ancak aynı araştırmamızda gebelikte bu sigara içme oranının eğitimle bir ilgisi olmadığını gördük.”

Çivi, anket uyguladıkları hastalardan aldıkları sonuçları yeni doğan çocuklarının tahlil ve test sonuçlarıyla karşılaştırdıklarını belirterek, bu karşılaştırma sonunda, sigaranın genel olarak insan sağlığına ve özellikle anne karnındaki çocuğa zararı açısından çok çarpıcı sonuçlara ulaştıklarını kaydetti.

SİGARA İÇEN ANNENİN ÇOCUĞU ZAYIF
Araştırma sonucunda hamilelik döneminde devamlı sigara içen yüzde 2.5 oranındaki kadınların çocuklarının, sigara içmeyen annelerin çocuklarına göre daha zayıf olarak dünyaya geldiğini belirlediklerini anlatan Çivi, şöyle devam etti:

“Devamlı sigara içen annelerin yüzde 4.5’inin çocuklarının ölü doğduğunu, içmeyenlerin ise 2.7’sinin ölü doğduğunu tespit ettik. Bu sigaranın anne karnındaki çocuğa zararının açık bir kanıtıdır. Yine, hamilelik boyunca sigara içen annelerin yüzde 23’ünün çocuklarının, normal olarak kabul edilen 2.5 kilogramın altında doğduğunu belirledik. Sigara içen kadınların çocukları ortalama 2.899 kilogram, içmeyenlerin çocukları ise ortalama 3.029 kilogram doğdu. Yani araştırmamızda hamilelikte içilen sigaranın her çocuktan ortalama 130 gram aldığını tespit ettik. Bu sonuçlar, sigaranın daha anne karnındaki çocuk üzerindeki zararının en açık ve çarpıcı bir göstergesidir.”

Haz
09

Hamile miyim?

Kategorisi Çocuk

“Acaba hamile miyim?” ; “Acaba eşim/arkadaşım hamile mi?”… Bazı belirti ve bulgular size bu sorunun cevabının “evet” olma ihtimalinin yüksek olup olmadığını söyleyebiliyor…

Bazı belirtiler gebeliğin habercisi olsa da kesin bir gebelik varlığını göstermez, zira başka durumlara bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Yine de kesin tanı için gebelik testi yaptırmanız gerektiğini unutmayın!

Sorunun cevabını nasıl alacaksınız?

Bazı belirti ve bulgular size bu sorunun cevabının “evet” olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösterir. Bunlar:
-Beklenen adetin başlamaması
-Görülen adetin niteliklerinin normalden farklı olması (miktarın, adet görme zamanının, beraberinde oluşan belirtilerin, öncesinde oluşan belirtilerin farklı olması)
-Memelerde dolgunluk, hassasiyet, meme ucunda koyulaşma, meme başında karıncalanma hissi
-Karnın alt kısmında dolgunluk, şişkinlik ve bazen hassasiyet
-Bulantı ve bazen kusma
-Yorgunluk, uykuya eğilim, başdönmesi
-Sık idrara çıkma
-Vajina salgılarının artması
-Eğer gebelik düşünmüyorsanız mutlaka doktor önerisiyle bir aile planlaması yöntemi uygulamalısınız.

Bu belirtiler muhtemel bir gebeliğin habercisidir. Kesin bir gebelik varlığını göstermezler, zira başka durumlara bağlı da ortaya çıkabilirler. Kesin tanı için gebelik testi yapılmalı ve ultrasonda gebelik gözlenmelidir.

KESİN CEVABI NASIL ALACAKSINIZ?

Gebelik Testleri Gebelik uterusta (dış gebelik durumunda tüplerde ya da karın boşluğu gibi bir yerde) yerleştiği andan itibaren trofoblast hücreleri tarafından HCG (Human chorionic gonadotropin) adı verilen bir hormon salgılanmaya başlanır. Normalde kanda ve idrarda eser miktarda bulunan bu hormonun arttığının çeşitli testlerle gösterilmesi (HCG salgılayan tümörlerin olduğu çok ender durumlar hariç) vücutta bir gebelik olduğunun kesin kanıtıdır.

Kandaki ve idrardaki HCG seviyesinin bu hormona yapısal olarak çok benzeyen luteinizan hormon (LH) adlı yumurtlamadan sorumlu hormon ile karışmasını önlemek için HCG hormonunun beta fraksiyonu yani ß-HCG ölçümü yapılır.

İdrar testleri: Kanda ß-HCG belli bir eşik seviyesine ulaştığında idrara çıkmaya başlar ve gebeliğin ilerlemesiyle idrardaki seviye artar. İdrarla yapılan gebelik testlerinin esası bu ß-HCG”nin varlığının ya da yokluğunun saptanmasına dayanır. Çeşitli testlerin hassasiyeti arasındaki farklılıklar idrardaki seviyeyi tanıyıp tanıyamamalarına bağlıdır.

Eczanelerde ya da evlerde hazır test kitleri yardımıyla uygulanan idrarda gebelik testlerinin güvenilirliği üretici firma tarafından her ne kadar % 99 olarak belirtilse de yapılan çalışmalar özellikle adet gecikmesinin 10 günden daha az olduğu durumlarda hata oranının % 50”lerde olabileceğini göstermektedir (“Hata” genellikle testin hassasiyetinin düşük olması nedeniyle varolan bir gebeliği saptayamaması şeklinde olmaktadır. Ancak tam tersi de mümkündür).

Laboratuarda uygulanan idrarda gebelik testleri ise adet gecikmesinin beşinci gününden itibaren güvenilir sonuç verebilmektedir. Bu testler daha düşük hormon seviyelerini tanıyabilen ve bu yüzden de hazır test kitlerine göre daha hassas olan testlerdir.

Kan testi (beta HCG): İdrar testleri ß-HCG”nin varlığını ya da yokluğunu saptayabilirken kan testleri ß-HCG”nin kandaki seviyesini saptarlar. Böylece hormon salgısının başladığı en erken dönemlerde, henüz adet gecikmesi bile olmadan kanda ß-HCG seviyesi saptanarak gebeliğin tanısı konabilir, ya da gebelik oluşmadığı yönünde kesin karar verilebilir.

Ultrasonla Gebelik Tanısı

Adet gecikmesi bir haftayı geçtiğinde gebelik testi yapılmaksızın vajinal ultrasonla gebelik tanısı konabilir. Abdominal (karından bakılan) ultrasonla ise adet gecikmesi en az 10 gün olmalıdır.