Haz
24
Kategorisi
Sağlık
Hayatımızı takvimlere göre düzenliyoruz. Tatillerin ne zaman başlayıp, ne zaman sona ereceği, önemli günler, kısacası günlük hayatımızla ilgili her şeyi takvimlerde bulabiliyoruz. Ancak bir de sağlık takvimine ihtiyacımız var. İşte size, yılın 12 ayında sağlığınızı korumak için neler yapmanız gerektiğini anlatan bir başucu takvimi!
OCAK
Yılın ilk ayı. Başka bir deyişle yeni başlangıçlar yapmanın, önemli kararları uygulamaya başlamanın tam zamanı. Hadi, siz de kesin kararınızı verin ve sigara içmekten vazgeçin. Son zamanlarda tüm dünyada sigaraya karşı etkili bir kampanyanın sürdürüldüğünü biliyoruz. Gelin bu kampanyaya kulaklarınızı tıkamayın.
Ocak ayı, sigarayı bırakmak için yılın en uygun, en anlamlı dönemi. Yapılan araştırmalar, ocak ayında sigaradan vazgeçmeye karar verenlerin bu girişimlerinde çok başarılı olduklarını gösterdi. İster ocak ayının kerameti deyin, ister yeni bir başlangıç yapmanın kararlılığı deyin, ama ortada bir gerçek var: Ocak ayında sigaraya veda edenler, bir daha ellerine sigara almıyorlar.
Bu arada sigara dumanıyla gözgözü görmez hale gelmiş kapalı salonlardan, barlardan da uzak durun. Tabii bu ay, soğukalgınlıklarına karşı da tedbirli olmanız gerekiyor. C vitamini takviyesini sakın unutmayın. Her sabah bir bardak portakal suyu içmeyi alışkanlık haline getirin. Ocak ayının sağlık takviminde, sağlığınızı korumaya daha fazla özen göstermeniz vurgulanıyor.
ŞUBAT
‘Cüce Şubat’ın ne gibi sürprizler yapacağı belli olmaz. Ülkemizde genellikle soğuklar, şubat ayında şiddetlenir. Biraz da ilkbahara duyulan özlemin verdiği sabırsızlıkla, şubatı biran önce atlatmak isteriz.
Mutlaka farketmişsinizdir, kış aylarında daha çok acıkırız ve karnımızı doyurmamız daha zor olur. Vücut, daha fazla enerjiye ihtiyaç duyduğu için, bu dönemde sindirimi zor olsa da tok tutan yiyeceklere ağırlık verilir. Özellikle karbohidrat içeren besinler sofraları süsler.
Şubatta, şu karbohidratlı besinler meselesini ele alın. Ağır karbohidratlı yiyeceklerden vazgeçin. Tahıl ürünleri, kuru fasulye, mercimek, börülce, nohut gibi yiyecekler, sebve ve meyve ağırlıklı bir beslenme programını uygulayın. Şubat ayında, beslenme alışkanlıklarınızdaki hataları düzeltmeye çalışın. Zararlı karbohidratlardan uzak durmanız, kışı daha sağlıklı atlatmanızı sağlayacak.
MART
Karanlık ve kasvetli kış günlerinden sonra Mart ayında güneşi görmeye başlayacaksınız. ‘Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır’ derler ve Mart güneşine aldanmanın yanlış olduğunu iddia ederler. Mart ayında soğuklar devam etse de, hem günler uzayacak, hem de güneş sık sık gökyüzünden size kendini gösterecek. Bu günleri iyi değerlendirin.
Fırsat buldukça açık havada yürüyüşler yapın. Bahara dinç ve güçlü girmek için mart ayında vücut egzersizlerine ağırlık verin. Kış aylarında istemeden de olsa, belki kilo aldınız. Fazla kilolardan kurtulmak için yılın en uygun dönemindesiniz. Bu ay, bahar yorgunluğuna karşı da hazırlıklı olmalısınız.
NİSAN
Nisan ayı, genellikle yağışlı geçer ama yağmur bulutlarının arasından güneş yüzünü gösterince de yüreğinizi yaşama sevinci sarar. Karamsarlıktan kurtulmanın tam zamanı.
Bu arada bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyoruz. Mart ayında fazla kilolardan kurtulmayı başarmış olabilirsiniz. Ancak şimdi vücudunuzu dikkatle inceleyin ve bel bölgesinde bir fazlalık olup olmadığını araştırın.
İnce vücutlu olsanız bile belde kalınlaşma, hafif bir göbek vücudunuzda zararlı yağların biriktiğine işarettir. Zararlı yağların bel bölgesinde toplandığı belirtiliyor.
Kanser ve kalp hastalıklarına yakalanma tehlikesinin bir habercisi de bu yağ birikimi. Nisan ayında özellikle bel ve karın jimnastiği yapmanız, beslenme düzeninizi yeniden gözden geçirmeniz gerekiyor.
MAYIS
Cinsel hayatınıza çeki düzen vermek için Mayıs ayını tercih edin. Baharın bu en güzel ayında, yeni aşklara kendinizi hazır hissedebilirsiniz. Cinsel dürtülerin hızlandığı bu dönemde, cinsel hastalıkların da arttığını unutmayın.
Bu ay, kendinizi yenilemek için elinize geçen fırsatları değerlendirin. Bu ayın en önemli sorunları, sindirim sisteminde ortaya çıkabilir.
Gerekirse bir doktora görünüp sindirim sisteminizi rahatlatacak önlemler alabilirsiniz. Eğer geçmişti sindirim sisteminizde sorunlar yaşadınızsa, mayıs ayında bu sorunların tekrar ortaya çıkması ihtimali fazladır. Bu nedenle, daha önce uyguladığınız perhize baş vurmanızda fayda var. Bu ay, sindirim sisteminizi korumaya özellikle çok önem vermelisiniz.
HAZİRAN
Hiç oyalanmadan, vakit kaybetmeden bir sağlık kontrolünden geçin. Tatile çıkmadan önce, bir check-up yaptırmanız gerekiyor. Sağlığına önem veren herkesin, hiç değilse bir doktora görünüp genel bir muayeneden geçmesi gerekiyor.
Tatilinizin zehir olmaması ve de kendinizi göz göre göre hasta etmemeniz için biraz fedakarlık yapmayı göze almak zorundasınız.
Özellikle orta yaşlı kadın ve erkeklerin, yazın nimetlerinden yararlanmaya başlamadoan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmeleri gerekiyor. Hemen yüzünüzü buruşturup, kaşlarınızı çatmayın. Sıradan bir check-up için fazla zaman harcamanıza gerek yok. Kan ve idrar tahlili, bir kaç araştırma ile bu mesele halledilir.
TEMMUZ
Tatil döneminin bu en güzel ayında yapmanız gereken ilk iş, cildinizin durumunu kontrol ettirmek olmalı. Deri kanserlerinin özellikle temmuz ayında ortaya çıkması bir rastlantı değil. Yaz sıcaklarının çekiciliğine kapılıp, güneş banyolarını artırınca, bilmeden kendinizi tehlikeye atabilirsiniz. Derinizdeki benler önceleri iyi huylu olabilir, ama birdenbire güneşle temas edince özellikleri değişebilir. Bu ay, lütfen cildinizin bakımına, sağlığına özen gösterin. Aşırı sıcaklarda, kan basıncınızı ölçtürmeyi de ihmal etmeyin. Vücudunuzun susuz kalması ihtimaline karşı önlem alın.
AĞUSTOS
Ağustos sıcaklarında kent içinde kalmak, kalp hastalıkları açısından tehlike yaratabilir. Yaz ortasında, öncelikle ruhsal sağlığınızı korumak için önlemler almalısınız. Yılın bu en sıcak ayında, stresten uzak kalmaya çalışmalısınız. Yaşadığınız çevreden uzakta geçireceğiniz bir kaç gün, sizi rahatlatır. Depresyon, panik atak gibi sorunlar, ağustos ayında ortaya çıkabiliyor. Önceleri ruhsal sorunlar yaşamış olanların da, bu ay çok dikkatli davranmaları öneriliyor.
EYLÜL
Sürekli aynı tempo içinde yaşamanın zararlı etkileri, vücudunuzda da kendini göstermeye başlar. Sonbaharın bu ilk ayında, tıpkı ilkbaharın başlangıcında olduğu gibi açık hava sporlarına ağırlık vermelisiniz. Ama bu ay, daha önce denemediğiniz sporları denemenizde yarar var. Vücudunuzun kasları sürekli aynı hareketleri yapmaktan yorulur. Bu nedenle eylül ayında farklı egzersizler yapmayı deneyin. Joging yapıyorsanız, yürüyüşü deneyin. Tenis oynuyorsanız, bu kez de voleybolu tercih edin. Değişik sporlarla vücudunuzun dinginliğini koruyacaksınız.
EKİM
Ekim ayı, sağlık açısından sonbaharın en tehlikeli dönemidir. Hava serinlemeye hatta soğumaya başladığı için grip, soğuk algınlıkları, bronşit, boğaz ağrıları ve enfeksiyon hastalıkları sırada bekler. Bu hastalıklara yakalanmamak için öncelikle bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerekiyor. C vitamini içeren meyve ve sebzeler sofranızdan hiç eksik olmamalı. Bağışıklık sistemini güçlendirici besinlerle kendinizi koruyabilirsiniz. Yeşil ve siyah çayın bağışıklık faydalı olduğunu unutmayın.
KASIM
Sağlığınızla ilgili planlar yapmanın tam zamanı. Sağlık sigortanızı yenileyeceksiniz. Bu arada genel bir sağlık kontrolundan geçmeyi ihmal etmeyin. Hava koşullarındaki değişiklikler, özellikle kalp ve akciğer hastalıklarına davetiye çıkarır. Kışa girmeden önce, sağlık durumunuzun incelenmesi, kış aylarında büyük sorunlarla karşılaşmanızı önleyebilir. Bu arada depresyon riskini de gözardı etmeyin. Vücudunuz değişen hava koşullarına uyum sağlayıncaya kadar, bazı sorunlarla karşılaşmanız kaçınılmaz.
ARALIK
Her şeyden önce strese karşı önlem almalısınız. Kış mevsiminin başında kendinizi aşırı derecede yorgun hissedebilirsiniz. Bu ay, bünyenizi kuvvetlendirmek için vitamin takviyesine ağırlık vermelisiniz. Kış koşullarının pek çok kişinin ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediği biliniyor. Güneşin yüzünü çok seyrek göstermesi, özellikle kadınlarda karamsarlığa neden olur. Bu yüzden soğuk kış günlerinde, güneşi görür görmez kısa süre de olsa açık havada dolaşmalısınız. Sinir sisteminizi kontrolden geçirtmeyi de unutmayın. Kış başında ruh ve beden sağlığınızda önemli değişiklikler yaşayabilirsiniz. Bu nedenle bir sorununuz olunca, zaman kaybetmeden doktorunuza başvurun.
Haz
24
Kategorisi
Makyaj
Güzelliğiniz ile nefes kesmek mi istiyorsunuz? O zaman vereceğimiz ipuçlarına çok dikkat edin.
Krem şeklindeki fondötenden yüzünüze bir parça sürüp parmak uçlarınızla yavaş yavaş yüzünüze yedirin. Fondötenin üstüne, kesinlikle pudra sürmeyin.
Göz makyajına başlamadan önce göz kapağınızın çevresine yüzünüze sürdüğünüz fondötenden bir ton açık başka fondöten sürün. Göz altına hafifçe pudra sürün.
Kaş altından kirpiğe kadar uzanan kemiğe açık renk ve ışıltılı bir sıvı göz farını parmaklarınızla yayın. Yüzünüze sürdüğünüz pudradan bu bölgeye de uygulayın. İnce bir fırçayla göz kapaklarınıza açık bej tonlarında far sürün.
Elmacık kemiklerinize gül rengi tonlarında allık sürün. Allığınızın son derece ince olmasına özen gösterin.
Kirpiklerinizi kıvırın ve yalnızca üst kirpiklerinize rimel sürün. Kirpikleri belirginleştirmek için ince bir fırçayla siyah göz farını üst göz kapağınızın uç kısmına sürün.
Dudaklarınızın etrafına doğal renkte bir dudak kalemi sürün. Dudaklarınızın renginden yalnızca bir ton koyu olması gerekiyor. Dudak içini de parlatıcı ya da açık renkte parlak bir rujla boyayın.
Bir kaş kalemiyle hafifçe kaşlarınıza renk verin. Sonra bir kaş fırçayla tarayın.
Haz
24
Kategorisi
Cilt Bakımı
Bazı insanlar kısa bir süre güneşlendikten sonra bronz bir tene kavuşurken, bazıları da birkaç dakika güneşin altında kaldıktan sonra kıpkırmızı bir tene sahip olurlar.
Bu nedenle güneşin cildiniz üzerindeki etkisini tespit edip buna göre bir korunma yöntemi seçmenizde yarar var.
1- Aşırı hassas ciltler
Beyaz bir ten, beyaz-sarı veya kızıl saçlar, mavi veya yeşil gözler, ciltte çiller. Bu cilt tipine sahip olanlar genelde bronzlaşamaz, güneşte kızarırlar. İlk kez güneşe çıkarken, 5-10 dakikadan fazla kalmamalılar.
Güneşlenirken yüzlerine koruma faktörü 35, vücutlarına da koruma faktörü 30 olan ürünleri sürmeli, güneşin en yoğun olduğu saatlerde (11.00 - 16.00) asla şapkasız ve güneş gözlüksüz dışarı çıkmamalılar.
2- Hassas ciltler
Açık renk ten, sarı veya kızıl saçlar, mavi veya yeşil gözler, ciltte çiller. Bu cilt tipine sahip olanlar, çabuk yanmalarına karşın çok zor bronzlaşırlar. İlk kez güneşe çıkarken, 10 - 20 dakikadan fazla kalmamalılar. Güneşlenirken yüzlerine ve vücutlarına koruma faktörü 20 - 30 olan ürünleri sürmeli, mutlaka suya dayanıklı ürünleri tercih etmeliler. Hafif bronzlaşmış olanlar, koruma faktörü 15 olan ürünleri kullanabilirler. Saat 11.00 - 15.00 arasında güneşe çıkmaktan kaçınmalılar.
3- Az hassas ciltler
Açık, pembemsi cilt, mavi veya yeşil gözler. Güneşlenirken kızarmalarına rağmen bronzlaşmayı başaramazlar. İlk kez güneşe çıkarken, 15 - 25 dakikadan fazla kalmamalılar. Bu cilt tipine sahip olanlar, güneşlenirken koruma faktörü 10 olan ürünleri tercih etmeli ve saat 11.00 - 15.00 arasında gölgede veya şemsiye altında oturmalılar. Bronzlaşanlar, güneşlenirken koruma faktörü 8 olan ürünleri de tercih edebilirler.
4- Normal ciltler
Buğday tenli, koyu sarı veya kumral saçlar, mavi, yeşil veya kahverengi gözler. Genelde çabuk bronzlaşır ve güneş yanığına maruz kalmazlar. İlk kez güneşe çıkarken, 20 - 30 dakikadan fazla kalmamalılar. Bu cilt tipine sahip olanlar, güneşlenirken koruma faktörü 8, su sporları yaparken koruma faktörü 10 ve suya dayanıklı olan ürünleri tercih etmeliler. Hafif bronzlaşmış olanlar, koruma faktörü 6 olan ürünleri kullanabilirler.
5- Sorunsuz ciltler
Esmer ten, koyu kumral veya esmer saçlar, kahverengi gözler. Çabuk bronzlaşır ve güneş yanığı nedir bilmezler. Ama yine de güneşe ilk çıktıklarında 30 - 40 dakikadan fazla kalmamalılar. Sorunsuz bir cilde sahip olanlar, güneşlenirken koruma faktörü 6 olan ürünleri tercih edebilirler.
6- Alerjik ciltler
Cildin güneşe karşı alerjik olmasının nedeni; UVA ışınları ve serbest radikallerdir. Bu nedenle uzmanlar, güneşe karşı alerjik bir cilde sahip olanların, tatile çıkmadan üç hafta önce, haftada 2 - 3 kez solaryuma girmelerinde fayda olduğunu söylüyorlar.
Alerjik olan ciltler, güneşlenirken koruma faktörü 20 - 25 olan ürünleri tercih etmeliler. Özellikle omuz, burun ve ayak tabanlarına bol miktarda koruyucu krem sürmeli ve her saat başı bunu tekrarlamalılar.
Haz
24
Kategorisi
Saç Bakımı
Kimyasal boyalar mı yoksa doğal boyalar mı, hangisini seçmeli? Saç rengini değiştirmek, beyazları gizlemek veya sadece bir ışıltı yaratmak için… En uygun saç boyası nasıl seçilir? Hangi metoda öncelik tanınmalı? Saç sağlığına zarar vermeden nasıl kullanmak lazım? Güzel günlerin şerefine saçlarınıza eğlence katın!
Kına çok popülerdir. Kınanın avantajı çivit, papatya gibi diğer doğal boyaların saç sağlığına verebileceği tehlikelerin hiçbirini bulundurmamasıdır. Kına en fazla tanınan doğal saç boyasıdır.
Hem saç boyası hem de dövme yapımında kullanılan kına; Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Hindistan’da yetiştirilen bir bitkiden elde edilir. Bu bitkiden elde edilen renkler sarıdan kırmızıya kadar değişirken esmer veya turuncu tonlarından geçer. Bunlar da maun ve kumral yansımalar elde edilmesine neden olur.
Birçok doğal boya kına kullanılarak yapılır. Ancak, bu bitki fazla bir renk seçeneği sunmaz; bu nedenle bazı üreticiler kına ile çivit gibi farklı karışımlar yoluna gider.
Doğal boyalar saç telinin içine nüfuz etmez, beyaz saçı tam olarak kapatamaz. Ancak saça bir ışıltı ve dolgunluk kazandırır. Dolayısıyla saça bakım yapmaları nedeniyle avantajlıdır. Eğer saçınızı boyamak değil de sadece kuvvetlendirmek istiyorsanız nötr kına uygulayın: boya maddelerinden arınmış kına saçınızı boyamaz.
Doğal boyaların özelliği, sentez ile elde edilmiş boyalarınkine oranla çok daha ufak olan molekülleridir. Bu özellik onların saç telinin tümüne ve özellikle saç telini oluşturan kabuğa nüfuz etmelerini sağlar. Böylece direkt boyaların yaptığı gibi saç renginin geneliyle bütünleşirler.
Doğal boyalar şampuanlamayla yok olur. Düzenli olarak kullanılırsa yoğunlukları artar; çünkü saçta halen var olan boyanın üzerine tutunurlar. Böylece doğal boyalar, saçın genel bütünlüğünü bozmadan saç renginin sabit tutulabilmesi açısından yararlıdır.
Kimyasal boyalara oranla daha uzun bir bekleme süresiyle uygulanmalıdırlar. Bu süre genellikle bir saat olmasına rağmen, her şey saçınızın doğal rengi ve kalitesine bağlı olarak dikkatle uygulanmalıdır. Örneğin açık renk saçta “havuç turuncusu” gibi bir sonuç istenmiyorsa, uygulama süresi kısa tutulmalıdır.
Doğal boyayla boyanmış bir saça kimyasal boya uygulandığında, kutuda belirtilen süreden daha uzun bir uygulama süresine ihtiyaç vardır. Kimyasal bazlı boyanın kuvvetlenen saça nüfuz etmesi ve bunu aşması daha uzun süre tutar. Beklenen neticeyi almak bazen birkaç denemeyle mümkün olur.
Haz
09
Kategorisi
Astroloji
- Elementi : Hava
- Özelligi : Zeki
- Yönetici Gezegeni : Merkür
- Metali : Civa
- Ugurlu Günü : Çarsamba
- Ugurlu Sayisi : 5
- Ugurlu Tasi : Akik ve Inci
- Ugurlu Renkleri : Sari, gri, açik mavi
- Ugurlu Çiçekleri : Mimoza, çigdem
- Ugurlu Kokulari : Gardenya, yasemin, sümbül
- Ugurlu Müzik : Modern bati müzigi
- En Belirli Özelligi : Sezgi gücü
- En Büyük Ideali : Yazarlik
- En Büyük Hatasi : Gevezelik
- En Büyük Arzusu : Edebiyatta isim yapmak
- En Büyük Yetenegi : Duygularini yaziya dökebilme
Bu burçta dogan kisiler degiskendir. Ikizler burcundan bir insan giysilerini, isini, ask hayatini ve evini düsünceleri kadar çabuk degistirebilir ki bu konuda oldukça hizlidir.
Kadin olsun erkek olsun, Ikizler insani, tutucu, ilerlemeyen veya belirli konularda nerede durduguna, tutumunun ne olduguna karar veremeyen kimselere sabir gösteremez. Ikizler hiç olmazsa o an için, nerede durdugunu bilir.
Karisik bir yildiz etkisi olmadikça, Ikizler’in yapisi ince çevik ve normalin üstünde uzundur. Ciltleri oldukça beyazdir, ama güneste çabuk ve kolay yanarlar.
Ikizler’de bir canlilik, çabuk, sempatik bir dostluk ve olaganüstü çabuk, ama zarif hareketler vardir. Saçlari açik veya koyu renk, ya da meç yapilmis gibi her ikisi de karisik olabilir. Burun uzun, düz veya küçük zarif olabilir, her ikisi de güzel biçimlidir.
Genellikle Ikizler’i bir yere veya bir fikre bagli tutmaya çalismak yanlis bir davranistir. Onlarla zeka yarisina kalkismak her zaman için yanlis bir istir, çünkü onlar konunun içini disini büyük bir rahatlikla konusabilirler. Keskin bir hiciv yetenekleri vardir.
Rutinin her çesiti tipik Ikizler’in kendisini kafese kapatilmis ve kanatlari kesilmis zavalli kus gibi hissetmesine neden olur. Bu insanlar köle gibi yasamaktan ve monotonluktan nefret ederler. Dakkik insanlar degillerdir. Sürekli heyecan ve degisiklik ister, yoksa mahzun ve huysuz olurlar.
Çok ikna edicidirler. Elinden gelen herseyi yapar ve çekiciligiyle sizi koza sarar gibi sarar. Öyle hizli konusur ve öyle bastan çikarici bir tebessümle güler ki, bir süre sonra her istegine razi olursunuz.
Bütün Haziran dogumlularda çok güçlü bir, gerçek niyetini saklama ihtiyaci vardir. Ikizler arzularinin tam aksi seklinde davranma zorunlulugunu hissederler. Ama bu burcun insani doganlar hayret edilecek konusma kabiliyetleri sayesinde harika politikaci olurlar; insanlarla iliskiler konusunda uzman olduklarini söylemeye ise hiç gerek yok…
Ikizler, en inatçi sekilde inandiginiz seylerden sizi nasil saptiracagini çok iyi bilir.
Ikizler’in yazi yazma konusuyla arasinda tuhaf bir sey vardir. Bu burç dogrudan dogruya yazma yetenegine hükmeder. Pekçok Ikizler burcu, birden fazla dil konusur, anlar veya okur; bu durum onlarin dünya kültürlerine duyduklari büyük ilgilerinden kaynaklanir.
Is adamligina gelince, tüm Merkür insanlari bu alanda kesinlikle olaganüstüdür. Koçlar bile Ikizler’le asik atamaz.
Ikizlerin, çok çalisan beyinlerini, herkesten iki kat daha fazla uyuyarak dinlendirmeye ihtiyaçlari vardir. Ikizler insani fazla faaliyetten çok, sikinti ve evde kapali kalmak yüzünden ruhsal çöküntüye ugrar.
Ikizler, arastirici, sabirsiz yapisinin derinlerinde, kendisine bir ideal arar ve asil sorun da, bu idealin ne oldugunu bilmemesindedir. Hayal gücünde sinir tanimadigindan dolayi; para, ün, servet, ask ve meslek hiçbir zaman onlari tatmin etmeye yetmez. Merkür, Ikizler’i hep daha yüksege çagirir. Yolun karsi tarafindaki çimen her zaman daha yesil görünür. Ikizler kafaca bir kasiftir.
O’nun gözleri keskin ve yetenekleri çesitlidir. Parlak bir espri yetenegi, zerafeti, diplomasisi ve el hüneri vardir, ancak gene de sebat ve sabirdan yoksundur.
Haz
09
Kategorisi
Cinsellik
Üzgünüz… Yaptığınız diyetler, giysilere harcadığınız maaşlar boşuna. Bilim adamlarına göre erkeklerin kadınları çekici bulma sebepleri akla hayale gelmeyecek kadar özel.
Son 60 sene içinde çekicilik üzerine yapılan hemen her araştırma şairler, ressamlar ve yazarların son 6 bin yılda yazdıklarıyla aynı sonuca ulaşıyor: Bir kadının görünümü, vücudu ve bunlarla yapabilecekleri, bir erkek için zekası ve bilgisiyle yapabileceklerinden çok daha ilginç!
İşte bilim adamlarının araştırmaları çerçevesinde bir erkeğe neden ve nasıl çekici geldiğimiz. 21′nci yüzyıl erkeğinin bir kadında ilk gördüğünde aradığı şeyler, büyük büyük büyük büyükbabalarıyla aynı. Fark ise, uzun dönemli ilişkide aradıkları özelliklerde ortaya çıkıyor. Unutmayın ki, aşağıda belirteceğimiz özellikler, bir erkeğin, bir kadını tanımadan ya da az tanıdığında ona doğru çekilmesine sebep olan özelliklerdir.
Ağız
Kadınlar, dudakları ağzın içinde değil de dışında olan tek memeli! Zoologlar, dudakların kadının genital organlarının aynası olacak şekilde sonradan geliştiğine inanıyorlar. Çünkü vücudun bu her iki parçası da aynı büyüklük ve kalınlıkta ve seks anında her ikisi de genişleyip kanla doluyor. Bu “genital eko” denen olay, erkeğe verilen ilk sinyallerden.
Küçük burun: Küçük bir burun, çocuksuluğu çağrıştırırken, erkekte koruma içgüdülerini uyandırır. Çizgi film yaratıcıları, kahramanlarını bu yüzden hep kocaman gözlü ve küçük burunlu çizerler. Uzun saç: Sarışın kadınların, esmer kadınlara göre östrojen hormonlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiş. Bu, erkek gözünde sarışınların daha verimli olarak kodlanmasına sebep olur. İngiltere’de yapılan bir araştırmada, erkeklerin yüzde 74′ü uzun saçlı kadınları tercih ettiğini söylerken, sadece yüzde 12’si kısa saçlı kadınlar için oy kullanmış.
Atletik vücut
Seksapelite listesinin başındaki özellik, atletik bir vücut. Aslına bakarsanız, antropolojik olarak güçlü, fit bir vücut erkeğe sağlıklı çocuklar taşıyabilecek ve gerekirse tehlikeden koruyabilecek bir dişi imajı veriyor. Birçok erkek, dolgun vücutlu ya da kilolu bir kadını, zayıf bir kadına tercih etmelerinin esas sebebinin, vücuttaki daha fazla yağın daha iyi emzirme demek olduğunu bilmiyordur sanırım. Çok az kadın, dünyanın en seksi kadınlarından biri olan Marilyn Monroe’nun 44 beden olduğunu ve tombul ayaklara sahip olduğunu biliyordur herhalde…
Uzun bacaklar
Hiç düşündünüz mü uzun bacaklar neden daha seksidir? Bunun arkasındaki prensip aslında çok basit. Bir kadının bacakları uzadıkça bu iki bacağın birleştiği kısım göze daha çok görünür olur. Eğer bir kadının cinsel organı kollarının altında olsaydı, inanın bacaklarına ikinci bir bakış bile atılmazdı! Bir kız çocuğunda, bebekken bacak boyu kısayken, ergenlik çağında kandaki hormonlar sebebiyle bacaklar uzamaya başlar. Bu erkek cinsine, çocuk taşıyabileceği mesajını vermektedir. Barbie bebeklerin de, güzellik yarışmalarındaki finalistIerin de bacakları uzundur. Her ne kadar anneleri kızsa da, genç kızların kısa etekler giyerek bacak boyunu uzun gösterme çabalarının altında da, tüm kadınların verdiği rahatsızIıklara rağmen topuklu ayakkabılar giymelerinin altında da bu sebep yatar aslında…
Büyük göğüsler
Bir kadının göğüsleri, yağdan oluşur. İnsanoğlu dört ayak üzerinde yürüdüğü zamanlarda göğüsleri bugünkü kadar önemli değildi, çünkü erkek cinsi dişisini arkadan görüntüsüyle seçiyordu. İnsanoğlu, iki ayak üzerine geçtikten sonra göğüsler karşıdan gelen erkeğin ilgisini çekmek için büyüdü.
Çok ilginç bir araştırma sonucu daha:
Periodumuzun 14 ve 18′inci günleri arasında, yani tam da yumurtlama döneminde daha yüksek topuklu ayakkabılar ve daha çarpıcı elbiseler giyeriz. Ayrıca düz bir karın, yuvarak kalçalar, düzgün ve kavisli bir sırt, uzun bir boyun yine erkeklerin kadınlarda seksi bulduğu özellikler. Bir de unutmadan, binlerce yıl boyunca kulak memesi erotik simge olarak kabul edildi. Şu anda Afrika’da, Kenya kabilelerinde hala kulak memelerini uzatmak için ağırlıklar takılır. Modern kadınsa aynı etkiyi yaratmak için uzun küpe kullanıyor artık. Avize küpe modası boşuna değil!
Haz
09
Kategorisi
Kariyer
Günümüz kadınınları arasında ‘süper kadın’ sendromu yaşayanların sayısı hiç de az değil. ‘Süper kadın’, en iyi eş, en iyi anne, en iş kadını, en iyi gelin ve daha birçok rolü, aynı anda ‘en iyi’ biçimde yapmak zorunda hissediyor kendini.
International Hospital Psikiyatri Uzmanı Dr. Muzaffer Uyar, toplumun yüklediği ya da kendi üstlendiği rolleri en iyi biçimde yapmaya çalışırken bunalan ‘süper kadın sendromlu’lara, ‘‘Her şeyin en iyisini yapmak zorunda değilsiniz. Bazı misyonları reddedin’ önerisinde bulunuyor.
Süper kadın ideal değil
Süper kadın ile ideal kadın arasındaki farkı bilmek gerektiğini belirten Dr. Uyar, ‘‘Süper kadın zorlayıcı bir kadın tipi ama ideal değil. İdeal kadın, kapasitesinin sınırlı olduğunu kabul eden, objektif, kendini üstün ya da agresif olmak zorunda hissetmeyen kadın. En iyi şekilde yapmak değil, yapabildiği kadarını yapmak, içlerinden geldiği gibi davranmak doğru. Hedef ve beklentiler küçültülmeli’’ dedi. Kadınların genellikle ‘bencil’ olmayı kendilerine yakıştıramadıklarını belirten Dr. Uyar, ‘‘Kadınlar çok zor ‘hayır’ diyor. İstemedikleri zaman uygun dille ‘hayır’ demeyi öğrenmeliler’’ dedi.
Sağduyu bir pusula
Kadınların yenildikleri veya yenildiklerini hissettikleri zaman ‘‘ben duygusalım, hassasım’’ demelerini eleştiren Dr. Uyar, ‘‘Aslında kadınların ‘sağduyusu’ kuvvetli. Sağduyu kadınların içindeki bir pusula. Kadınlar daha sık sağduyularına başvurmalı. Hiç eğitim almayan kadınlar bile sağduyularıyla çok iyi çocuk yetiştirebiliyor’’ dedi.
Dr. Muzaffer Uyar’dan rahatlatıcı öneriler
Atılgan olun: Toplantılarda söz alın ve soru sorun, sözünüzü kesen kişiye anında tepki gösterin, otorite kabul edilen kişilere görüşlerinizi ifade edin. Erkeklerin fikirlerine karşılık kendi fikirlerinizi savunun.
Güveni pekiştirin: Diğer kişilerin önerileri yerine, kendinizi dinleyerek kesin bir karar alın. Herkesin partnerle olduğu bir eğlenceye yalnız katılmaktan çekinmeyin. Alamadığınız bir hizmeti tekrar talep edin (restoran, mağaza vs).
Kendi ihtiyaçlarınızı önemseyin: Yöndendirilmeye izin vermeksizin, suçluluk hissetmeden kendiniz için doğru olanı yapın, kendi ihtiyaçlarınızı en az diğer insanların ihtiyaçları kadar önemseyin.
Kendinizi rahatlatın: Kendinizi rahatlatmak ve kuvvetlendirmek için her gün kendinize zaman ayırın. Haklı olduğunuzu düşündüğünüz durumlarda özür dilemeyin. Sıkılmadan, çekinmeden ödünç alınan eşyanızı geri isteyin.
Haz
09
Kategorisi
Diyet
Kilo vermenin artık estetik bir sorundan çok yaşamsal bir gereklilik olduğunu vurgulayan uzmanlar uyarıyor: Fazla kilo şeker, yüksek tansiyon ve kalp krizinin yanında kansere yakalanma riskini de arttırıyor.
Yapılan bilimsel araştırmalara göre 5 kilo verilmesinin ardından; şeker hastalığı oluşma olasılığı % 50 azalırken kişinin ömrü 3-4 yıl uzuyor. 10 kilo verilmesi durumunda ise kansere bağlı ölüm olasılığı % 37, kalp hastalığına bağlı ölüm olasılığı da % 15 oranında azalıyor.
Obezite yani şişmanlık küresel boyutta bir halk sağlığı sorunu olarak Dünya Sağlık Örgütü’nün gündeminde ilk sıralarda yer alıyor. Araştırmalar son yıllarda özellikle gelişmiş ülkelerde şişman insan sayısında hissedilir bir düzeyde artış olduğunu gösteriyor. ABD ve İngiltere bu sağlık sorununa en sık rastlanan ülkelerin başında geliyor.
ŞİŞMANLIK NEDEN ARTIYOR?
Memorial Hastanesi Suadiye Polikliniği’nden Uzm. Dr. Soner Dileklen şişmanlığın görülme sıklığının neden arttığını anlattı:
“Teknolojinin ve bilimin ilerlemesi, son yıllardaki ekonomik düzelmeler insanların daha rahat ve hareketsiz bir yaşama itmiştir. Buna fast food tarzı beslenme alışkanlıkları da eklenince şişmanlık kaçınılmaz olmaktadır. Ülkemizde de gelinen noktada şişman insan sayısında hissedilir bir artış gözlenmektedir. Ülkemiz insanının hamur işi ve tatlıya olan bağlılığı açısından tarihsel bir geçmişinin olduğunu da hesaba katılırsa gelecekte ciddi bir şişman popülasyonu ile karşı karşıya kalacağımız kesindir. Şişmanlık hep estetik yönü ile gündeme gelmektedir. Aslında büyük bir buz dağının sadece görünen kısmıdır estetik. Yapılan araştırmalar bize şişmanlığın kara yüzünü göstermiştir. Şişmanlık akciğer kapasitesini % 20-30 oranında azaltır. Beraberinde sigara içimi veya kronik bronşit gibi hastalıklar da varsa kişinin bir süre sonra nefes alabilmesi imkansız hale gelir. ”
ŞEKER HASTALIĞINA DİKKAT!
Şişman bireylerde şeker hastalığı oluşma oranının normal bir bireye göre 40 kat daha fazla olduğunu belirten Uzm. Dr. Dileklen, kırk yaşından sonra ailesinde şeker hastalığı olan şişman bireylerin şeker hastalığı olma olasılığının % 100’e yakın olduğunu söyledi. Şişman bireylerde 4-5 kat daha fazla yüksek tansiyona rastladıklarının altını çizen Uzm. Dr. Dileklen şöyle devam etti:
“Hipertansiyonun yanı sıra kalp hastalığı ve kalp krizi geçirme ihtimali de 3-4 kat daha fazla saptanmıştır. Enteresan bir bulgu da şişmanlarda kansere olan eğilimin normal bireylere oranla daha yüksek görülmesidir. Özellikle akciğer kanseri 2-3 kat, prostat kanseri ise 2 kat daha fazla saptanmıştır. Şişmanlarda ki bir diğer problem de safra kese taşlarıdır. Safra kese taşı oluşma ihtimali normal bir bireye göre 4-5 kat fazladır. Özellikle karaciğer yağlanması olasılığı da bu bireylerde hissedilir düzeyde artmaktadır.”
Yapılan bilimsel araştırmalara göre 5 kilo verilmesinin ardından;
- Şeker hastalığı oluşma olasılığı % 50 azalmakta
- Şeker hastalığına bağlı ölümler %40 azalmakta
- Kişinin ömrü 3-4 yıl uzamaktadır.
10 kilo verilmesi durumunda ise :
- Herhangi bir sebepten ölüm olasılığı % 20 azalmakta
- Kansere bağlı ölüm olasılığı % 37 azalmakta
- Kansere yakalanma olasılığı % 40 azalmakta
- Kalp hastalığına bağlı ölüm olasılığı % 15 azalmakta
- Kişilerin genel hastaneye yatış ihtimali %25 azalmakta
- Son olarak yaşam süresi 5-6 yıl uzamaktadır
Uzm. Dr. Soner Dileklen, kilo vermenin artık estetik bir sorundan çok yaşamsal bir gereklilik olduğununun altını çizdi.
Haz
09
Kategorisi
Çocuk
Selçuk Üniversitesi’nde (SÜ) yapılan bir araştırmada, hamilelik döneminde sigara içen annelerin bebeklerinin yüzde 23’ünün, normalden daha zayıf olarak dünyaya geldiği ortaya çıktı.
Prof. Dr. Selma Çivi, “araştırmamızda hamilelikte içilen sigaranın, her çocuktan ortalama 130 gram aldığını tespit ettik” dedi.
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Selma Çivi, insan vücuduna birçok zararı olduğu bilinen sigaranın, erkeklerin yanı sıra hamile kadınlar ve anne karnındaki bebekleri için de büyük zararları olabileceğini söyledi. Sigaranın, hamile kadınların çocukları üzerinde ne derece etki yaptığını ortaya çıkarmak için bir araştırma yaptıklarını ifade eden Çivi, söz konusu araştırmanın, SÜ Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Doğum ve Hastalıkları Kliniği’ne gelen 600 hamile kadın ve bebekleri üzerinde gerçekleştirildiğini söyledi. Araştırmada, gönüllü hamile kadınlara sigara alışkanlıkları, sigara içme sıklıkları gibi konularda toplam 64 soru yönelttiklerini vurgulayan Çivi, şunları kaydetti:
“Doğumdan sonra, mülakat sonuçlarıyla, yeni doğan bebeklerin fiziksel özellikleri ve sağlık durumlarına ilişkin veriler karşılaştırıldı. Yaklaşık 6 ay süren çalışma sonrasında, hamile kadınların yüzde 7.3’ünün gebeliğin herhangi bir döneminde, yüzde 2.5’inin de gebelik süresince devamlı sigara içtiğini tespit ettik. Buyüzde 2.5 sigara içen grubun yüzde 81.8’inin de kocalarının, hamilelikdöneminde eşinin bulunduğu kapalı ortamda sigara içtiği ortaya çıktı. Buradan da görüleceği gibi hamile kadınlarda sigara içme oranları küçümsenmeyecek kadar yüksek. Ancak aynı araştırmamızda gebelikte bu sigara içme oranının eğitimle bir ilgisi olmadığını gördük.”
Çivi, anket uyguladıkları hastalardan aldıkları sonuçları yeni doğan çocuklarının tahlil ve test sonuçlarıyla karşılaştırdıklarını belirterek, bu karşılaştırma sonunda, sigaranın genel olarak insan sağlığına ve özellikle anne karnındaki çocuğa zararı açısından çok çarpıcı sonuçlara ulaştıklarını kaydetti.
SİGARA İÇEN ANNENİN ÇOCUĞU ZAYIF
Araştırma sonucunda hamilelik döneminde devamlı sigara içen yüzde 2.5 oranındaki kadınların çocuklarının, sigara içmeyen annelerin çocuklarına göre daha zayıf olarak dünyaya geldiğini belirlediklerini anlatan Çivi, şöyle devam etti:
“Devamlı sigara içen annelerin yüzde 4.5’inin çocuklarının ölü doğduğunu, içmeyenlerin ise 2.7’sinin ölü doğduğunu tespit ettik. Bu sigaranın anne karnındaki çocuğa zararının açık bir kanıtıdır. Yine, hamilelik boyunca sigara içen annelerin yüzde 23’ünün çocuklarının, normal olarak kabul edilen 2.5 kilogramın altında doğduğunu belirledik. Sigara içen kadınların çocukları ortalama 2.899 kilogram, içmeyenlerin çocukları ise ortalama 3.029 kilogram doğdu. Yani araştırmamızda hamilelikte içilen sigaranın her çocuktan ortalama 130 gram aldığını tespit ettik. Bu sonuçlar, sigaranın daha anne karnındaki çocuk üzerindeki zararının en açık ve çarpıcı bir göstergesidir.”
Haz
09
Kategorisi
Egzersiz
Forma girmek ve formda kalmak için asağıdaki önerileri aklınızın bir kösesinde bulundurmayı ihmal etmeyin.
- Boş olduğunuz her andan popo kaslarınızı sıkıp bırakarak yararlanın. Karın kaslarınızı da çok derin nefes alıp vererek sıkılaştırabilirsiniz.
- Açlık hissinden kaçınmak ve enerjinizi korumak için her zaman tok karınla işe başlayın. Tıka basa dolu bir mideden söz etmiyoruz elbette! En erken iki saat önce yemek yemiş olmalısınız. Öğle vaktine yakınsa spordan önce galeta gibi hafif bir şeyler atıştırın ve 45 dakikadan uzun yürüyüşleriniz için biraz yanınıza almayı da ihmal etmeyin. Diyet ürünleri tercih edin.
- Su içmek için susamayı beklemeyin. Yanınızda bir şişe su bulundurun ve ara sıra sindiriminin daha kolay olması için küçük yudumlar alarak için.
- Hangi aktiviteyi seçmiş olursanız olun, ısınma hareketleriyle spora başlayın ve ritminizi kademeli olarak arttırın.
- Etkili olması için zaman geçtikçe mesela pazartesi koşularını her defasında daha uzun veya daha hızlı koşun. Bisiklet gezintilerini pedalları daha ağırlaştırarak ve daha uzun, daha yorucu parkurlarda yapın.
Nasıl giyinmelisiniz?
- İçinde kendinizi iyi hissettiğiniz kıyafetler seçin. Ne çok bol ne de çok dar olsunlar. Üstünüz için pamuklu tişörtlerden kaçının, ağırdırlar ve nemi çabuk emerler. Hava alan ve çabuk kuruyan kumaşları tercih edin. Altınıza bir eşofman giymek yerine likralı uzun veya kısa bir tayt seçebilirsiniz. Hiçbir zaman kalın giyinip çıkmayın.
- Hava serinse ince bir kazak giyinin ve ısındığınızda yanınıza aldığınız sırt çantanıza koyun.
- Sevdiğiniz aksesuvarları çıkarmayın fakat gereksiz ağırlık da taşımayın. Ne kadar tecrübesiz olursanız, o kadar büyük bir çanta taşırsınız.
- Kullanılmış spor ayakkabılar ya da tenis ayakkabıları seçmeyin, düşüp yaralanabilirsiniz. En iyisi hafif, ayağı saran koşu ayakkabılarıdır.
Yağmur yağarsa…
• Bu durumda daha az yağmur alan yerleri tercih etmelisiniz. Bir park yerine, ağaç dallarıyla örtülü bir orman; meydan yerine ara sokaklar doğru seçimler olacaktır.
• İlk çıktığınızda üşümemek için rüzgarı kesen Gore-Tex gibi malzemelerden yapılan ürünleri kullanın.
• Yağmura konsantre olmayın: Dışarı adımınızı attıktan sonra önemi kalmayacaktır. Hatta hoşunuza bile gidebilir.